Yazar: led-2-lyodfcu  •  16-06-2020, Saat: 02:35  •   - Yorum Yok
Forum: Film İstek
canadian pharmacy generic viagra viagra professional mail order viagra viagra without a doctor prescription canada canadian online pharmacy viagra <a href="https://gredichepri.com/#&quot;&gt;generic for viagra&lt;/a&gt; canadian viagra buy viagra online cheap
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: led-2-lyodfcu  •  27-05-2020, Saat: 01:43  •   - Yorum Yok
http://www.cappyzeb.freeyellow.com/01/ge...468#631597
https://fashion.azyya.com/602077.html#post5451716
http://bbs.infinixmobility.com/forum.php...8147&extra=
http://bbs.infinixmobility.com/forum.php...8148&extra=
http://galaxylegend.tap4fun.com/forum/sh...post572198
http://totalkarnage.net/phpBB2/viewtopic...2&t=191371
http://totalkarnage.net/phpBB2/viewtopic...2&t=191372
https://forums.lodecraft.net/viewtopic.p...65#p175465
http://expandablebanners.com/forum/viewt...5&t=365310
http://e-maqraa.com/vb/showthread.php?71...post975250
https://nit.wodexiaoyou.com/forum.php?mo...8266&extra=
http://uhohmom.com/forum/viewtopic.php?f=4&t=209775
http://188.128.165.51/forum_Asdasd/viewt...&t=1798075
http://prodvizenie-rus.ru/index.php/foru...5-68101802
http://526.webww.net.ru/viewtopic.php?p=99882
https://wd.leepet.cn/forum.php?mod=viewt...4133&extra=
https://wd.leepet.cn/forum.php?mod=viewt...4135&extra=
https://forums.lodecraft.net/viewtopic.p...66#p175466
http://tobetohave.com/forum/viewtopic.ph...4&t=121501
http://tobetohave.com/forum/viewtopic.ph...4&t=121500
http://forum-krasnogorsk.ru/viewtopic.ph...&t=1060215
http://xclub2.pre.transsion.net/forum.ph...4132&extra=
http://uhohmom.com/forum/viewtopic.php?f=4&t=209776
http://e-maqraa.com/vb/showthread.php?71...post975253
https://nit.wodexiaoyou.com/forum.php?mo...8268&extra=


5598089 28772377 52066312 27993410 67420082

http://awdprint.com/home.php?mod=space&u...from=space
https://wd.leepet.cn/home.php?mod=space&...from=space
https://www.xiatxt.de/home.php?mod=space...from=space
https://bbs.huaqu.club/home.php?mod=spac...from=space
https://mycraigslist.org/user/profile/103386
http://djmarcin.com/home.php?mod=space&u...from=space
https://mycraigslist.org/user/profile/97869
https://novaya-moskwa.ru/user/profile/118092
http://bbs.zhichihuodong.com/home.php?mo...from=space
https://dendrus.com/forums/users/denishamacdonell/
http://lianzu9.com/home.php?mod=space&ui...from=space
http://projects.class2017.cri-paris.org/...8%d1%8f-5/
https://www.dongeren.cn/home.php?mod=spa...from=space
https://pathta.jp/user/profile/1631024
http://matizclubmexico.com/foro/index.ph...ile;u=4891
http://iszark.com/home.php?mod=space&uid...from=space
https://www.crownpageant.com/user/profile/319977
http://rit.go-demo.com/%D0%B1%D1%8B%D0%B...0%B8%D1%8F
http://88.99.97.228/SMF/index.php?topic=13740.0
https://milknet.com.br/classificados/use...ile/748144
https://everydayfitnesstips.com/%d0%ba%d...1%d0%bc-7/
http://www.baoyang.loan/home.php?mod=spa...from=space
https://cs.ayxhk.com/home.php?mod=space&...do=profile
http://zhybcb.com/home.php?mod=space&uid...from=space
http://cszx8.com/home.php?mod=space&uid=...from=space
https://www.pollexr.com/forum/index.php?topic=40661.0
https://pathta.jp/user/profile/1613448
http://my.ccchh.com/home.php?mod=space&u...do=profile
https://pathta.jp/user/profile/1624283
http://thhwz.com/home.php?mod=space&uid=...from=space
http://www.lezaixin.com/space-uid-1897113.html
http://www.oz-ro.vip/space-uid-225394.html
https://shipsuperintendent.net/smf/index...ic=16507.0
http://www.gsjh.tyc.edu.tw/~forever/user...uid=437673
http://cszx8.com/home.php?mod=space&uid=...from=space
http://gloria.bk-ninja.com/forums/users/...rquharson/
https://dugab.com/index.php/blog/1633/%D...%B8%D1%8F/
http://118.24.150.253:81/home.php?mod=sp...from=space
https://bbs.o2jam.cc/home.php?mod=space&...from=space
https://gzs-tec.cn/home.php?mod=space&ui...from=space
http://www.xibeiwujin.com/home.php?mod=s...from=space
http://gogo.17tgg.com/home.php?mod=space...from=space
https://www.obutto.com/forums/users/tillypanos854/
http://promtino.com/author/lilianabeau/
https://www.mycheapseo.com/forum/index.p...ic=22999.0
http://promtino.com/author/petrajiron0/
https://market.kolyma.ru/user/profile/283279
http://drdarrenchua.com/%D0%B8%D0%BF-%D0...0%B8%D0%B8
http://vikefans.com/community/index.php?topic=465649.0
http://123.57.222.229/crumble/home.php?m...do=profile
https://www.dodigital.ch/%d1%85%d0%be%d0...%b0%d1%87/
http://www.jybd.org/home.php?mod=space&u...from=space
http://aabshaar.com/home.php?mod=space&u...from=space
http://www.701gov.cn/home.php?mod=space&...from=space
https://www.dodigital.ch/%d0%b8%d0%bf-%d...%80%d0%b8/
https://cs.ayxhk.com/home.php?mod=space&...do=profile
http://xinshangdaoxueyuan.com/home.php?m...do=profile
https://deepfakecelebs.com/forum/viewtopic.php?id=10815
http://aabshaar.com/home.php?mod=space&u...from=space
https://market.kolyma.ru/user/profile/260818
http://forum.bus.ovh/index.php?topic=5856.0
http://projects.class2017.cri-paris.org/...1%d0%b5-3/
https://knightnet.co.za/smf/index.php?topic=3066.0
http://www.0510365.com/home.php?mod=spac...from=space
https://www.dodigital.ch/%d0%b1%d1%83%d0...0%d0%bb-4/
http://iplc.f3322.net:10086/viewtopic.php?id=165442
http://frontier.lineagego.com/home.php?m...from=space
https://oth.sahk1963.org.hk/userinfo.php?uid=116818
http://88.99.97.228/SMF/index.php?topic=14076.0
https://www.istevitrin.com/user/profile/94333
https://everydayfitnesstips.com/%d1%84%d...%bd%d0%bb/
https://www.feicity.com/home.php?mod=spa...from=space
https://one5rc.com/forums/users/olivehiggins/
http://www.sxcvip.com/home.php?mod=space...from=space
http://idearage.com/home.php?mod=space&u...from=space
http://www.xn--6e0b37uujj0qb27lcpa430c3c.kr/qna/3394820
https://www.dodigital.ch/%d0%be%d1%82%d1...%d0%b8-10/
https://www.reflectionsmarbella.com/arts...%b8%d0%b8/
http://www.xb6868.xyz/lt/upload/home.php...from=space
https://wei.166auto.com/home.php?mod=spa...from=space
https://www.mybetbbs.com/home.php?mod=sp...from=space
http://118.24.181.53/home.php?mod=space&...from=space
http://s.zunhuashenghuoquan.com/home.php...from=space
http://88.99.97.228/SMF/index.php?topic=14717.0
https://getit.co.in/index.php?page=user&...e&id=74217
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: dilaradaglı  •  13-04-2020, Saat: 04:59  •   - Yorum Yok
[Resim: 5a3a7621081b4-medium-664x287.jpg]

Ne yazık ki müzikallerin altın çağı çoktan bitti. La La Land’in ortalığı kasıp kavurduğu, Oscar’ı kılpayı kaçırdığı bir sene sonrasında bile sadece bir tane dişe dokunur müzikal filmin vizyona girmiş olması biz müzikalseverlerin kalbini kırsa da en azından Jenny Bicks ve Bill Condon’ın senaryosunu yazdığı ve Michael Gracey’in yönettiği The Greatest Showman’in beklentimizi boşa çıkarmamasıyla avunabiliriz.

[Resim: thumbnail_26482.jpg]

Fakir bir aileden gelen P.T.Barnum’un (Hugh Jackman) çocukluk aşkı zengin kızı Charity ile evlenmeyi başarır. Mutluluklarına ve iki güzel kız çocuklarına rağmen Barnum çok daha fazlasını istemekte, ailesine saygın ve varlıklı bir hayat sunmaya çalışmaktadır. Aklına gelen fikri geliştirip bir ucubeler sirki kuran Barnum hem bu toplum dışına itilmiş insanlara bir yuva sağlar hem de yıllardır hayalini kurduğu hayata sahip olur. Ancak elbette ki işler her zaman yolunda gitmeyecektir.

[Resim: showman4.jpg]

Filmin beklenildiği gibi en güçlü noktalarından biri başrolde izlediğimiz Hugh Jackman. Ünlü aktör Logan’ın dramatik yapısını taşımakta ne kadar başarılıysa, bu filmde de duruşu, bakışı, zarafeti, güçlü sesi ve oyunculuğuyla en az o kadar başarılı, unutulmaz bir performans sunuyor. Senenin en iyi başrollerinden birine imza atarken sanki müzikal filmlerde müzikal geçmişi ve dans yeteneği olan oyuncuları oynatmaları için yapımcıların kulaklarına küpe oluyor. Yine müzikal geçmişi olan bir aktör olan Zac Efron da güçlü sesiyle müzikal sahnelerde oldukça başarılı. Michael Williams, Zendaya ve Rebecca Ferguson da yerinde performanlar ile filme katkı sağlıyor.

[Resim: greatestshowman_new.jpg]

Filmin ikinci güçlü noktası ise kuşkusuz müzikleri. Zaten çok başarılı bulduğum bestelerin orkestrasyonunun ve düzenlemelerinin çok çok iyi yapıldığını ve asıl önemlisi filmin geçtiği zamandan çok zamanımızın tınılarıyla ritm duygusunu, şahane ses uyumlarıyla birleştirmeyi başardığını belirtelim. Ayrıca The Greatest Showman’in göz alıcı kostümler içindeki sirk ucubelerinin renkli ve isyankar görüntü avantajını kullandığı toplu dans performansları kadar Jackman-Williams’ın çatıdaki dansı ve Efron-Zendaya ip dansı performansları ve Efron-Jackman pazarlık sahnesi de son derece başarılı ve özgün. Yani filmin oyunculuk, prodüksiyon tasarımı, kostümler, müzikler ve sahne performansları açısından neredeyse kusursuz olduğu söylenebilir.

[Resim: greatest-showman.gif]

Hikaye olarak ise şöhret basamaklarını adım adım tırmanan ve sonrasında yaptığı hatalarla yere çakılan bir adamın öyküsü elbette çok basit ve tanıdık. Ama bir filmin ne anlattığı kadar nasıl anlattığı da oldukça önemli. Greatest Showman basit hikayesine kanımca hem doğru noktadan yaklaşıyor hem de en iyi şekilde süslemek, seyirciyi memnun etmek için ne lazımsa yapıyor. Bir adamın başarı mücadelesinin yanında normalden farklı olanı ötekileştirmeme vurgusunu da ekliyor öyküsüne. Sirkte yer alan toplum dışına itilmiş bireyleri tek tek derinleştirmeye pek zamanı kalmasa da toplu performanlar ve şarkılar üzerinden içinde bulundukları durumu ve isyanlarını, bir yere ait olma beklentilerini seyirciye geçirmeyi başarıyor. Elbette 1800’lerin ortalarında geçen filmin yaklaşımı, çözümlemeleri fazlasıyla romantik bulunabilir. Ancak aradan geçen neredeyse 200 seneye rağmen hala insanları farklılıklarıyla kucaklamaya uygun bir dünyada yaşadığımızı göğsümüzü gere gere söylemek te çok zor doğrusu. Gitgide faşizanlaşan dünyada Oscarsowhite kampanyaları, sektörü esir alan bir takım pozitif ayrımcılık numaraları ne yazık ki yeterli ve samimi değil. Yani The Greatest Showman’in klasik hikaye örgüsüne rağmen garip değil, özelsin diyen tavrı ile halen kanamakta olan yaralara da dokunduğunu söylemek herhalde çok yanlış olmaz. Tabii bunu da filmin tribüne oynadığı şeklinde yorumlayanlar olacaktır ama kim oynamıyor ki?


Belki de bazen sinema sanatının asıl var olma sebebini gözden kaçırıyor olabiliriz. Filmde de açıkça dile getirdiği gibi insanları eğlendirip gülümsetmeyi başarmak hiç te azımsanacak bir şey değil. Sonuç olarak; Eğer iki saat dünya dertlerinden uzaklaşıp danslı müzikli naif bir masala kaçmak isterseniz The Greatest Showman sizi bekliyor, lütfen perdede izleme şansını kaçırmayın, İyi seyirler…
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: berkanaslan  •  13-04-2020, Saat: 04:57  •   - Yorum Yok
[Resim: Action_Avengers_Assemble_7-664x277.png]

Beklendiği gibi daha önceki filmlerin neredeyse hepsini bağlayan Marvel evrenine ait son film Yenilmezler; Sonsuzluk Savaşı’nın ilk bölümü vizyona girer girmez ortalığı birbirine kattı. İlk gün itibarıyla neredeyse kapalı gişe oynayan film hem eleştirmenler, hem çizgi romanların hayranları hem de genel izleyici tarafından çok beğenildi. Zaten Marvel bu noktaya gelene kadar sunduğu hemen her filmde kendisini çok ciddiye almadan dramatik yapısını kahramanının özellikleriyle doğru orantılı olarak sağlamlaştırıp yarattığı evreni genişleterek bizi bu filme hazırlamıştı. Son filmde de kurduğu evrenden fazlaca ödün vermeden seriyi tutarlı ama alışık olduğumuzdan daha karanlık bir noktaya taşıyarak etkileyici olmayı başardığını söylemek yanlış olmaz.

[Resim: 5464983.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx-1024x682.jpg]

Yönetmenliğini Kaptan Amerika filmleri Winter Soldier ve Civil War’u da yöneten Russo kardeşlerin yaptığı Sonsuzluk Savaşı’ında yer alan, hepsi kendi serilerini belli noktaya taşımış ünlü, A sınıfı oyuncuları alt alta yazmaya kalksak epey uzun bir liste oluşturur. Filmin en büyük kozlarından biri de zaten bu oyuncular ve büyük ölçüde onların inandırıcı kıldığı karakterler. Daha önceki filmlerden hepsini tanıyor ve üstelik hikayelerini de en ince ayrıntısına kadar biliyoruz. Hatta Marvel stüdyoları filmlerin sırasını bile kötü adam Thanos’un(Josh Brolin)yaptığı planların sinyallerini verecek bir bulmacanın parçaları şeklinde tasarlıyor.

[Resim: peter1-1024x540.jpg]

Sonsuzluk Savaşı Thor Ragnarok’un bıraktığı yerden başlıyor ve evreni yok etmeyi mümkün kılacak altı adet (uzay, güç, zihin, ruh, zaman, gerçeklik) sonsuzluk taşını toplamaya çalışan Thanos ilk olarak Thor ve Loki’nin yoluna çıkıyor. Amacı taşları ele geçirerek tüm evrendeki insanların yarısını öldürmek. Böylelikle Ölüm’e aşık Thanos adaleti sağlayacağını ve kaynakların tükenmesini önleyerek evreni diğer yüzde elli için yaşanılabilir kılacağını düşünüyor. Aslında klasik kötü adamlarla karşılaştırıldığında seçkinci, ırkçı ya da menfaatçi olmayan bir amaç Thanos’unki. Fikir olarak ne kadar idealist olursa olsun, Thanos’un evrende yaşayan canlıların yarısının ölüm emrinin imzalamasına engel olmak için Avengers yeniden bir araya geliyor ama gruplar halinde çalışıyorlar.

[Resim: Steve-Rogers-Natasha-Romanoff-Infinity-W...24x447.png]

Thor, Groot ve Roket Rakun’la beraber Thanos’u durdurabilmek için en gerekli nesne olan çekicinin peşine düşerken,Ironman ve Spiderman Dr.Strange’de bulunan zaman taşını kaptırmamak için uğraşıyor. Onlara daha sonra Galaksinin Koruyucuları ekibi de katılıyor. Vision’daki zihin taşını ise Kaptan Amerika, Ajan Romanov, Wanda, Black Panther, Bucky, Hulk ve Wakanda halkı koruyor.

[Resim: vengadores-inifnity-war.jpg]

Bu hikayelerin arası bazen biraz fazla açılsa da film akışta kopukluk yaşamadan heyecanı canlı tutmayı, uzun süresine rağmen temposunu düşürmemeyi başarıyor. Yakın dövüş sahneleri hem oldukça fazla hem de son derece başarılı. Örümcek adamın metal bacakları, Groot’un çekiç konusunda Thor’u tamamlaması, Tony Stark’ın gözlüğünü çıkarışı, Kaptan Amerika’nın savaş alanındaki koşusu gayet iyi düşünülmüş ve filmi çok güzel süsleyen ayrıntılardan ilk akla gelenler. Filmin sonundaki savaş sahnesine gelince pek çok açıdan tatminkar olduğunu söyleyebiliriz ama doğrusu fragman beklentiyi o kadar arttırmıştı ki bir miktar hayal kırıklığı yaşayan, çok daha epik bir kapışma beklemiş olanlar da çıkacaktır sanırım.

[Resim: landscape-1522945902-mlu-17652-r.jpg]

Sonsuzluk Savaşı’nın senaryosunun çok karakterli üç koldan ilerleyen maceranın akışını gayet iyi sağlasa da dramatik anlamda elindeki malzemeyi çok iyi kullandığını söylemek zor. Film tüm yan hikayelerini feda etme etiği üzerine kuruyor ancak bu üç fedakarlık öyküsü ne yazık ki bir araya gelip veya birbirlerinin antitezi olup dişe dokunur bir söylem oluşturamıyor ve filmin duygusal tonunu tamamlamaya yönelik işlevsiz hamleler olarak kalıyor.

[Resim: Avengers-Infinity-War-trailer-Vision-and...145447.jpg]

Thanos ve kızı Gamora’nın öyküsü daha önceki filmlerde temeli atılmadığından ve süre kısıtlılığı nedeniyle çok derine gidemese de bunlar içinde en çok altı çizileni ve en etkileyici olanı diyebiliriz. Filmin çok konuşulan sonuna gelince sadece bu  film için tutarlı gibi görünse de  serinin tamamı ve bundan sonra bizi bekleyen yeni filmler göz önüne alındığında doğrusu biraz hesapçı ve inandırıcılıktan uzak  olduğunu düşünmemek imkansız.

[Resim: 8271f1895aacae511d327f1e645ad1e1.png]

Sonsuzluk Savaşı’nın artı hanesine yazılanlardan biri de aslında diğer filmlerden çok daha karanlık bir film olmasına rağmen espri anlayışını kaybetmiyor oluşu. Bu anlamda bazı espriler filmin tonu göz önüne alındığında biraz abartılı ama çoğu hedefi buluyor ve filmi DC’nin yaptığı gibi kendisini fazla ciddiye alma hatasından kurtarıyor.
Örneğine pek fazla rastlayamayacağımız şekilde bir araya gelen ünlü aktörlerden oluşan kadronun hemen hepsi bir kez daha kısa da olsa rollerinin hakkını veriyor. Sadece Mark Ruffalo’nun nedense aksadığı, daha önce başarı ile hayat verdiği Bruce Benner’ı bu filmde neredeyse karikatürize ettiği söylenebilir. Daha önce tek filmde izlediğimiz Benedict Cumberbatch’in ise Dr. Strange’e iyice ısındığı ve çok yakıştığı gözden kaçmıyor. Marvel evreninin oyunculuk anlamında bu filmdeki en önemli kazanımı ise şüphesiz Thanos. Apocalipse’den ders alınmış olacak ki Thanos’un ağır makyajı yüz hatlarını görmemizi engellemiyor ve serinin en önemli kötüsüne hayat veren Josh Brolin’in performansı filme çok şey katıyor.

[Resim: marvel-avengers-infinity-war-thanos-sixt...3429-1.jpg]

Sonuç olarak, uzun süresine rağmen temposunu hiç yitirmeyen müthiş bir aksiyonun yanında tüm karakterlerini önceki referanslarından yola çıkarak ta olsa ete kemiğe büründürmeyi başaran, Marvel  Evrenin en muhteşem kötüsünü hem motivasyon hem oyunculuk anlamında çok iyi yansıtarak tüm filmleri tutarlılığını yitirmeden ortak bir hikayede  toplayabilmek gibi zor bir işin altından başarıyla kalkan bir film Sonsuzluk Savaşı.  21. yüzyılın seyircisini çok iyi anlayan  Marvel Studios on sekiz film boyunca Marvel Evrenini oluştururken yaptığı tüm akılcı hamlelerinin, masraftan kaçınmamasının, doğru oyuncu seçimlerinin ve neredeyse her film için ayrı ayrı doğru tonu tutturabilmesinin karşılığını da fazlasıyla aldı ve almaya da devam edecek gibi görünüyor. İyi seyirler…
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: mertorhan  •  13-04-2020, Saat: 04:54  •   - Yorum Yok
[Resim: 9c7475f152cfe883-600x400-1.jpg]

El Royale’de Zor Zamanlar Marslı’nın senaryosu ile  Oscar adaylığı bulunan, Senarist-yönetmen Drew Goddard’ın beğeni toplayan Cabin in the Woods’un ardından gelen ikinci yönetmenlik denemesi.  Film  geceyi Nevada-California eyalet sınırı tam ortasından geçen, zamanında ünlülerin uğrak yeriyken artık gözden düşmüş El Royale Otelinde geçirmeye hazırlanan ve her birinin aslında farklı amaçları olan bir gup insanın  yavaş yavaş kontrolden çıkan hikayesini anlatıyor. 1960’ların son yıllarında geçen bu zincirleme suç öyküsünün  kahramanları Rahip Flynn(Jeff Bridges), zenci şarkıcı Darlene (Cynthia Erivo), güzel Hippi Emily(Dakota Johnson), seyyar satıcı Sullivan  (Jon Hamm), otel görevlisi Miles(Lewis Pullman) ve  tarikat lideri Billy Lee( Chris Hemsworth).

[Resim: 20181011T0932-0017-CNS-MOVIE-REVIEW-BAD-...24x683.jpg]

Geri dönüş(flashback) sahneleri hariç, tamamının otelde geçtiği düşünülünce  filmin başrollerinden birinin de  El Royale oteli olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.  Bununla bağlantılı olarak otelin tasarımı, renk paleti ve özenli görüntü yönetimi hemen filmin artı hanesine yazılıyor. Tek mekanda geçen filmlerin başına bela olan tempo problemleri ise filmin  yetkin kurgu ve senaryonun yardımıyla bir avantaja dönüşüyor.  El Royale’de Zor Zamanlar mekan değiştiremeyince bakış açımızla  ve zamanla oynayarak hikaye akışını karakterlerin gözünden, onların yaşadıkları üzerinden sağlıyor. Böylece biz de onlar gibi bir diğerinin yaptıklarını, hakkındaki gerçekleri  yavaş yavaş öğreniyoruz. Bundan başka film, karakterlerin birbirleri hakkında bilmediklerini seyirciye flashbacklerle  gösteriyor ama bunu karakterlerin tanıtım aşamasında değil de hikayenin en azından o karakter için çözüm aşamasında yapıyor. Böylece sürpriz avantajını hep elinde tutmuş oluyor. Filmin geneline yayılan bu sürprizlerin hepsi çok büyük  olmasa da çoğunlukla beklenmeyen anlarda geldiklerinden  seyir zevkini arttırmakta oldukça etkililer.

[Resim: 5bbe6459ab83c.image_-1024x683.jpg]

İyi  işleyen senaryosu filmin iskeletini çok sağlam kurmasını sağladığı gibi, Nixon dönemi politik yapısı, siyasete bulaşan santaj, toplumun  siyahilere bakış açısı, çiçek çocuk hareketinin son noktasından palazlanan tarikatlar hatta Vietnam Savaşına göndermeleriyle  60’ların sonlarındaki Amerika’nın hayli gerçekçi bir fotoğrafını çekmeyi de ihmal etmiyor.

[Resim: bad_times_at_the_el_royale_jon_hamm.0-1024x683.jpg]

El Royale’de Zor Zamanlar belki sadece çözümlenme kısmının öncesinde yönünü değilse de  hızını biraz kaybediyor. Bunun en önemli sebebi her flashback’in  hikayeye çok iyi hizmet edememesi kanımca. Zaten bildiğimiz şeyleri, hatta karakterin anlattıklarını gösteren bir iki flashback çıkartılsa sanki hem filmin süresi daha makul olabilir, hem de ortalara doğru yaşadığı tempo sorunu ortadan kalkabilirdi. Neyse ki film  oteldekilerin karşısına hepsini tehdit eden yepyeni bir düşman çıkartarak  o virajı da gayet güzel dönmeyi ve tansiyonu yeniden yükseltmeyi başarıyor.

[Resim: Sunglasses-Dakota-Johnson-Bad-Times-at-t...24x428.jpg]

Oyuncu kadrosu göz kamaştıran filmin aksayan performansı yok. Jeff Bridges her zamanki gibi döktürüyor ve ileri derecede karizmatik. Jon Hamm, Dakota Johnson ve güzel sesiyle Cynthia Erivo da gayet başarılı. Daha çok aksiyon filmlerinde maskülen rollerde izlediğimiz Chris Hemsworth’ün uçuk, biraz feminen, hippi psikopat  Billy Lee performansı da biraz  abartılı belki ama kanımca bu abartı filme, karakter de Hemsworth’e  yakışıyor.

[Resim: 5b18c1af51a71-1024x768.jpg]

En son olarak El Royale’de Zor Zamanlar’ın müziklerinin filmin ruhuna birebir uyduğunu belirtelim. Filmin en stresli anlarından birinde gelen Deep Purple esprisi, Cythia Erivo’nun enstrümansız performanları yanında çoğu zaman otelin müzik kutusundan yükselen ve 60’ların ünlü parçalarından oluşan Soundtrack’i de müthiş.

Sonuç olarak  bir senarist-yönetmenin elinden çıktığını her haliyle belli eden, senaryo üzerinden kurgulanmış, dönemin atmosferini gayet iyi yansıtmaktan da geri kalmayan kanlı bir suç filmi olan El Royale’de Zor Zamanlar’ın senenin iyi filmleri arasında kendine zorlanmadan yer açtığını söylemek yanlış olmaz, iyi seyirler…
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: mehmetturkkan  •  13-04-2020, Saat: 04:52  •   - Yorum Yok
[Resim: 39187.jpg]

Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü, Tek Yüzük'ün yok edilmesi için verilen mücadeleyi konu ediyor. Sauron'un orduları büyüdükçe büyümektedirler. Frodo ve onun can dostu Sam, korku dolu bir yolculuğun göbeğinde, korkunç Mordor'a adım adım yaklaşmaktadırlar. Tek yüzük yok edilmelidir ve iyilik bunun için savaşmaya hazırdır. Arka planda ise insan, elf ve cüce orduları, karanlık güçlerin karşısında tüm eski düşmanlıklarına rağmen bir araya gelmişlerdir. Hepsi birden küçücük bir Hobbit'in eline ve onun yeteneklerine bakmaktadırlar. Orta Dünya'nın kaderi belli olmak üzeredir. Ancak Tek Yüzük'ü sahiplenmek, kimi zaman taşıyanına daha cazip gelebilir.



Yönetmen Peter Jackson
Oyuncular: Sean Astin, Elijah Wood, Viggo Mortensen
Ülke ABD, Yeni Zelanda

                  Viggo Mortensen                                              Elijah Wood

    [Resim: 438954.jpg]               [Resim: 19768841.jpg]
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: umutozgur  •  13-04-2020, Saat: 04:47  •   - Yorum Yok
[Resim: 115362.jpg]

Kara Şövalye, halk için büyük bir tehdit oluşturan Joker’in ortaya çıkması ile kaosa dönen Gotham Sokakları’nın yeniden kurtarıcılığını üstlenen Batman’in hikayesini konu ediyor. Suç işleyenlerden arındırılan bir yer, bir zaman sonra yeniden tehdit altında kalabilir ve işte o zaman yeniden kolları sıvayacak olanların mücadelesi de daha keskin olarak hayata geçecektir. Batman, Teğmen Gordon ve Savcı Harvey Dent bir araya gelerek Gotham Sokakları’nda bu işi kotarmış olsalar da ansızın ortaya çıkan Joker, işleri fena halde bozar. Onun dehası ile baş etmek kolay olmayacaktır. Gotham eski karmaşa dolu günlerin eşiğindedir. Batman yeniden kurtarıcılığa soyunurken kendi varlığının bulduğu anlamı da sorgulamaya başlar. O aslında suçluların sayısını azaltıyor mudur yoksa çoğaltıyor mudur bunu gerçekten anlamak isteyecektir.



Yönetmen Christopher Nolan
Oyuncular: Christian Bale, Heath Ledger, Aaron Eckhart
Ülke ABD, İngiltere
 
                        Christian Bale                                              Heath Ledger

          [Resim: 197269.jpg]                [Resim: 316438.jpg]
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: Pendelton  •  13-04-2020, Saat: 04:45  •   - Yorum Yok
[Resim: 21189.jpg]

Dövüş Kulübünün birinci kuralı: Asla Dövüş Kulübü hakkında konuşma... Dövüş Kulübünün ikinci kuralı: Asla ve asla dövüş kulübü hakkında konuşma... Jack, hayatın sıradanlığına kapılmış bir sigorta memurudur. Uzun bir süredir 'insomnia' yani uykusuzluk hastalığından şikayetçidir. Kendi psikolojik sıkıntılarından kurtulabilmek adına grup terapilerine katılmaktadır. Terapiler esnasında Marla adında bir kızla tanışır. Bir süre sonra da hayatını değiştirecek olan Tyler Durden ile... Durden, Jack'in ulaşmak istediği tüm hedeflere ulaşmış olan bir adamdır ve Jack'i asla hakkında konuşulmaması gereken bir organizasyon olan 'Dövüş Kulübü' ile tanıştıracaktır. David Fincher'ın kısa sürede kült mertebesine erişen filminin popülerliği dillere destan. Filmin başrollerinde de Brad Pitt, Edward Norton ve Helena Bonham Carter gibi ünlü simaları görmek mümkün...



Yönetmen David Fincher
Oyuncular: Brad Pitt, Edward Norton, Helena Bonham Carter
Ülke Almanya, ABD

                                  Brad Pitt                                                  Edward Norton

             [Resim: 3773139.jpg]               [Resim: 19537416.jpg]
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: kedlord99  •  13-04-2020, Saat: 04:42  •   - Yorum Yok
[Resim: 21020166_20130717110427461.jpg]

Bir yaşanan gerçek vardır, bir de yaşananın ötesinde olan gerçeklik... Biri rüya, diğeri ise Matrix! Neo,son derece tehlikeli bir adam olan Morpheus’un gerçeği bildiğine inanmaktadır. Bir gece Neo, kendisini başka bir dünyaya götürebilecek güzel yabancı Trinity ile tanışır. Bu kızın götüreceği dünyada, Neo Morpheus’u bulacak ve Matrix hakkında bir şeyler öğrenecektir. Neo, Tam olarak kavrayamadığı şeylerin yaşamını kontrol ettiğini biliyor.. Nedir bu Matrix?



Yönetmen Lana Wachowski, Lilly Wachowski
Oyuncular:  Keanu Reeves, Laurence Fishburne, Carrie-Anne Moss
Ülke ABD, Avustralya

                              Keanu Reeves                                              Laurence Fishburne

             [Resim: 230792.jpg]                    [Resim: 18944660_20130820132312794.jpg]
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: dilarakarlı  •  13-04-2020, Saat: 04:39  •   - Yorum Yok
[Resim: p15398283_p_v8_aa-664x996.jpg]

İlk filmi Whiplash ile büyük heyecan yaratan, ardından yönettiği La la Land ile genç yaşında Oscar Heykelciğini kucaklayan Damien Chazalle’in dördüncü filmi First Man, senenin merakla beklenen ve Oscar için adı sıkça geçen filmlerinden biri. Senaryosunu Spotlight ve The Post gibi kalburüstü senaryolarda imzası bulunan John Singer’ın kaleme aldığı filmde Armstrong’u ünlü aktör Ryan Gosling canlandırıyor. Claire Foy, Jason Clarke, Kyle Chandler, Corey Stoll First Man’in oyuncu kadrosunda yer alan diğer isimler.

[Resim: 48395210.jpg-r_1280_720-f_jpg-q_x-xxyxx-1024x491.jpg]

James R. Hansen’ın “First Man: The Life of Neil A. Armstrong” isimli biyografik kitabından beyaz perdeye uyarlanan film seçimini milliyetçi bir başarı hikayesinden değil de duygusal açılımları olan, Armstrong’u önce insan olarak mercek altına alan bir hikayeden yana kullanıyor gibi görünüyor ve Neil Armstrong’un aya ayak basma sürecini 1961 yılında küçük kızının hastalığı döneminden anlatmaya başlıyor. Kızını kaybeden ve acısını içine gömen Armstrong yeni bir sayfa açmak, yeni bir amaca tutunmak amacıyla astronot olmak için başvuru yapıyor ve zorlu bir yola giriyor. Ne var ki film bu temelini attığı duygusal tonla devam etmiyor anlatısına. Yine bir biyografi olan Amerika için başka bir büyük olayı odağına alan Jackie de benzer şekilde başkarakter üzerinden bir ruh halini yansıtmaya odaklanıyor ama bunu filmin geneline yayarak son derece etkileyici olmayı başarıyordu.(Jackie hakkındaki yazımız için; https://www.filmlerinsesi.net/jackie-film-elestirisi/) First Man ise o duygu yoğunluğunu maalesef hiç yakalayamıyor. Bunda Gosling’in rolüne derinlik katamamasının yanında, Chazelle’in kafası karışık rejisinin de payı var. Armstrong’un eğitimi veya uzayda yaşadığı bir macerayı anlatan kısımlar teknik açıdan iyi bir işçiliğe sahip olsa da sürekli hareket eden kamera ile heyecan ve meraktan ziyade rahatsızlık uyandırarak uzayıp gidiyor. Chazelle yakın plan çekimlerle ve hareketli kamera ile o kapsülün içinde olma hissini, Armstrong’un yaşadıklarını, onun gözünden gerçekçi bir şekilde seyirciye geçirmeyi amaçlıyor belli ki. Ancak ne yazık ki bu gerçekçilik filmin Armstrong’un iç dünyasını anlatacak gibi yapan kısımlarıyla tam bir tezat oluşturuyor. First Man nadiren duygusal bir ton yakaladığında araya giren motor gürültüsü, çatırdayan civatalar, sallanan kamera anın etkisini alıp götürüyor. Filmin kurgusu da bu duruma çözüm üretmekte yetersiz kalınca iki ayrı yönetmenin yönettiği iki ayrı film izliyormuşsunuz gibi bir hisse kapılmanıza yol açıyor.

[Resim: firstman3.0-1024x683.jpg]

Armstrong’un ailesiyle birlikte geçirdiği zamanı anlatan sahnelerde bariz bir Tree of life etkisi göze çarparken uzay sahneleri ise bambaşka bir yönetmenin belki Nolan’ın elinden çıkmış gibi. Bu açıdan filmi Dunkirk’e benzetenlere katılmamak mümkün değil. Çünkü Nolan da savaş kısımlarında tekniğe ve gerçekliğe yüklenip, duygusal kısımlarda senaryoyu ön plana çıkarmıştı ama bunu en azından kendi tarzından sapmadan yapmış ve kurgu numaralarıyla filme imzasını da atmıştı. (Dunkirk ile ilgili yazımız için;https://www.filmlerinsesi.net/dunkirk-film-elestirisi/)Chazelle ise şablon olarak izinden gittiği Dunkirk’te Nolan ‘ın yakalayamadığı duygusal derinliği Mallick’in sessiz, ruhani kamerasında ararken kendine özgü tarzını da yitiriyor maalesef. Üstelik Mallick’e öykünen kısımlar filmin temposunu da olumsuz etkiliyor. O kısımların alternatifi ise uzayda küçücük bir kabinde sıkışmış bir adamın sallanan yüzü olunca First Man’in iki saati aşkın süresini tamamlamak gerçekten zorlu bir sınava dönüşüyor.

[Resim: ct-ent-first-man-movie-politics-20181022-1024x614.jpg]

Birbirinden çok farklı tonda çekilen sahnelerin altına döşenen Justin Hurwitz imzalı müzikler de bir sahnede sadece ritm üzerinden gerilim peşine düşerken bir sonraki sahnede epik bir tınıya bel bağlayıp sahneler arası uyumsuzluğu perçinliyor. Üstelik şaşırtıcı şekilde, tek tek ele alındığında bile filmin müzik/sahne uyumu zayıf ki bu bir Chazelle filminde görmeyi en son umduğumuz şeylerden biri sanırım.
Aslında Amerikan milliyetçiliğini köpürtmek adına bulunmaz nimet olduğu düşünülen film Amerika Birleşik devletlerinde vizyona girdiğinde aya dikilen Amerikan Bayrağını göstermediği yani böyle bir hikayenin milliyetçilik damarını fazla kazımadığı için eleştirilerin hedefi oldu. Diğer yandan da bu başarıyı tüm insanlığa mal etmek gibi bir mesaj verdiği varsayıldığından Amerika dışındaki ülkelerde epey sempati topladı denilebilir. Elbette bir propaganda filmi seyretmeyi istemezdik ancak bu adım Armstrong’un da dediği gibi onun şahsından çok ama çok daha büyük. Filmin Armstrong’un hayatını anlatıyor olmasının nedeni o adımı onun atmış olması. Aya ayak basma sahnesi yani filmin en önemli sahnesi teknik olarak kusursuz ama seyirciye tamamen Armstrong’un gözünden onun deneyimi olarak geçince sanki eksik kalıyor. Başarma hissi, zafer duygusu, insanlığın ve astronotların bu büyük olay karşısındaki heyecanı, dünyada uyandırdığı tepkilerin filme zamanında dahil edilmemesi filmin zirvesini yakalayamamasına neden oluyor. Üstelik, filmin genelinde o duygusal zemin oturmadığından Armstrong’un kızına veda anı da fazla parlamıyor.

[Resim: 18firstman-gemini-articleLarge.jpg]

First Man’in tamamen sessiz, depresif başkarakteri üzerine kurulu olması son zamanlarda bu tip rollerde fazlaca izlediğimiz Gosling’i bir hayli yıpratıyor. Janet Armstrong’a hayat veren Claire Foy’un fazla ekran süresi olmayan karakterini ete kemiğe büründürmek adına elinden geleni yaptığı söylenebilir.
Sonuç olarak, Chazelle’in teknik başarısı, tribüne oynayan bir anlatının dışına çıkma çabası taktire değer olsa da ne yazık ki filmin duygusal çözümlemelerinin hiç biri çalışmıyor. İki saati aşkın süresine rağmen anlatmaya soyunduğu kızını yitiren bir babanın kaçışı ile aya ilk ayak basan adamın hikayelerini aynı potada eriterek bütünlemeyi başaramayan First Man, konu, yönetmen,müzik ve hatta başrol oyuncusu itibarıyla kağıt üzerinde Oscar’a yakın dursa da iz bırakan bir film olmayacağı kanısındayım, iyi seyirler…
Devamını Göster KONUYA GİT

İletişim Kanalları

Bilgi Hattı : info@fragpan.con

Şikayet Hattı : sikayet@fragpan.com

Reklam Hattı : reklam@fragpan.com

WhatsApp : 0541 950 5224